balık burcunun özellikleri nelerdir

Balık insanlarının tek dünyası, içinde yaşadıkları hayal dünyasıdır. Onlar için hayal ve gerçek arasında sınır yoktur. Hepimiz bazen rüyalarımızı yorumlarız. Onlarınsa hayatları bizim rüya dediklerimizdir. Balık insanları için bu durum çok normaldir. Balık insanlarının şizofreniye yatkınlığı astrolojik açıdan kolayca açıklanabilir. Balık, Zodyak’ın son burcudur. Orada madde ve ruh karşılaşır ve sırayla insani etkileri altına alırlar. Balık burcunu yıldızı Neptün’dür. Neptün, genelde kavranması ve mantıklı olarak açıklanması zor şeylere; hayallere yatkındır. Neptün güneş sisteminin son gezegeni kabul edilirken o kadar dünya dışı bir tavır sergiler ki, bu nedenle bu etkiyi Balık burçlarında görebiliriz.

Balıklar sosyal yaşamda çok karmaşık bir insan görüntüsü verirler, çünkü insan onların ne zaman ne yapacağını bilemez. Bir yandan iyi, anlayışlı ve yardımsever, diğer yandan çok tutarsız, melankolik ve kırılgandır. Bir konuda çok ateşli davranabilirler, ama çok korkak ve çekingen de olabilirler. Kendilerinden şüpheye düşüp gerçek dünyaya aykırı hareket edebilirler.

Balık insanları toplum içinde maske takarlar anlaşılabilmek için. Ama insanlara hayallerini anlatmaya başladıklarında, kısa bir süre için maskelerini çıkarmışlar demektir.

Bu maskenin altında birbirine karşıt kişilik özelliklerini saklamaya çalışan bir insan vardır.

Onlar inatla hayatın anlamını anlarlar. Karakterinin belirginleşmesinden sonra bu fikir, hayata kayıtsızlıkla yaklaşmasına neden olabilir, çünkü kaybedecek bir şeyleri yoktur. Hayatlarını amaçsızca sürdürürler, yetenekli oldukları konularda bile beceriksizce davranırlar. İçine kapanır başarısızlıklarından dolayı acı çekerler.

Gelişmiş Balık insanları sabırlı ve kararlıdırlar. Büyük atılımlar yapmasalar da tamamen batmazlar. Balık insanları gereğinden fazla çalışmazlar, gayret göstermezler. Bir işe zihinsel veya bedensel olarak aşırı yoğunlaşmak onlara saçma gelir.

Balık insanlarının her konuda bir fikirleri vardır. Konuşkandırlar, anlattıkları hikayelerle diğer insanları hemen çevrelerine toplarlar. Kendilerini kimsenin dinlemediğini hissederlerse, rüyalara dalarlar. Ancak onların hayalleri normal  insanların hayaline benzemez yani milli piyango hayali kurmazlar örneğin.

Rüya ülkesinin kapıları onlara hep açıktır. Bu hayaller öylesine canlıdır ki genelde kurdukları hayalleri yaşarlar ve gerçekleştirme isteği duymazlar. Onlara gerekli savaşçı ruhtan yoksundurlar. Bunun dışında günlük işlerin rutinliğinden nefret ederler. Mutlu olabilmek için, gelecekte olmasını umut edebilecekleri yeni bir şeye ihtiyaçları vardır.